 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | flock | (i). saç veya yün yumağı şiltelere doldurulan kaba pamuk veya paçavra, kıtık; duvar kağıdına kumaş görünüşü kazandırma... |
| | capote | (i). pelerin, kukuleteli pelerin; kadın ve çocukların giydigi başlık; (oto). kapot.... |
| | automatic | (s)., (i). kendiliğinden hareket eden, otomatik; (i). otomatik tabanca. automatic pilot uçağı idare eden otomatik ... |
| | phototransistor | i. aldığı ışına göre elektrik akımı ileten transistor.... |
| | discriminate | (f). ayırmak, tefrik etmek, temyiz etmek, fark etmek, fark görmek, farkına varmak; fark gözetmek, ayrı tutmak, ayırım... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ordu donatım | ordinance.... |
| | sahra | open country. desert. wilderness. field.... |
| | fır | for , in favour , per.... |
| | imam | In Sunni Islam, the leader of ritual prayer; in Shi'a Islam, the successor and heir to 'the light of Muhammad '. the lea... |
| | name | To mention by name; to utter or publish the name of; to refer to by distinctive title; to mention.... |
|
|
|
 |
|
 |
|