 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | sin | i. günah; suç; günah işleme; kusur. sin offering günahların affedilmesi için sunulan şey. besetting sin insanların daim... |
| | fail | (f). başaramamak, becerememek, muvaffak olamamak, çıkmamak, bitmek, kifayet etmemek; kuvveti kesilmek, zayıflamak; iflâs... |
| | redolent | (s.), (gen.) of veya with ile güzel kokulu; keskin koku yayan; hatırlatıcı. redolence, redolency (i.) güzel koku, kesk... |
| | solicitude | i. merak, kuruntu, vesvese; arzu, iştiyak; endişe konusu olan şey, dert.... |
| | warlord | i. militarizm uğruna diktatörce davranan yönetici; mahalli diktatör (özellikle Uzak Doğuda.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yaşam sigortası | life assurance / insurance.... |
| | dönüm noktası | climacteric.... |
| | niçin | why. what for.... |
| | avcılık | huntsmanship. shooting. gunning. hunt. hunting.... |
| | vaiz | chaplain. clergyman. devil-dodger. preacher. predicant. pulpit orator. sermon. minister.... |
|
|
|
 |
|
 |
|