 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | worthy | s., i. değerli; layık, reva, müstahak; değimli; i. değerli kimse; çoğ. kodamanlar; worthily z. yakışacak şekilde, uygunc... |
| | present | s. şimdiki; hazır, mevcut; gram. şimdiki zamanı gösteren. in the present case bu durumda; gram. şimdiki zaman kipinde. ... |
| | demoralize | (f). ahlakını bozmak, ifsat etmek; cesaretini kırmak, moralini bozmak, maneviyatını bozmak, gözünü korkutmak, yıldırma... |
| | frantic | (s). çıIgın, kendinden geçmiş, çileden çıkmış. frantic(al)ly (z). çıIgınca, kendini kaybetmişcesine.... |
| | weapon | i. silâh. weaponry i. silahlar.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | esna | course. time.... |
| | itimatname | credentials. ambassador's letter of credence. letters of credence. letters credentials.... |
| | lift | That by means of which a person or thing lifts or is lifted A hoisting machine; an elevator; a dumb waiter.... |
| | en yüksek | full. maximum. outside. sovereign. supreme. topmost.... |
| | Vietnam | a communist state in Indochina on the South China Sea; achieved independence from France in 1945.... |
|
|
|
 |
|
 |
|