 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | trident | i., s. üç dişli gladyatör mızrağı; üçlü çatalı olan balık zıpkını; Neptünün sembolü; s. üç çatallı mızrak gibi, üç çata... |
| | squill | i. adasoğanı, bot. Scilla maritima; yaban soğanı; yıldız sümbülü.... |
| | people | i., f. ahali halk; ulus, millet, kavim; ırk; tebaa; taraftarlar; aile, bir kimsenin yakınları; insanlar, beşer; çoğ. u... |
| | lattice | (i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çe... |
| | weltanschauung | i., Al. dünya görüşü.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | önemsemek | care. heed. regard. to care. to mind.... |
| | arkalık | back. porter's saddle. hod.... |
| | kuvvetsiz | feeble. weak. without strength. infirm. insubstantial. languishing. poor. powerless. washy.... |
| | buharlı | steamy. vaporous. vapo u rous.... |
| | kam | Lust, one of the weaknesses. crooked.... |
|
|
|
 |
|
 |
|