| English | Türkçe | | unbrace | f. bağlarını çıkarmak; çözmek; gevşetmek; zayıflatmak.... |
| | toile | i. tuval.... |
| | metronymic | s., sosyol. anasanlı, soyadını ana tarafından alan.... |
| | constitute | (f). teşkil etmek; meydana getirmek , kurmak, tesis etmek, terkip etmek; tayin etmek, atamak.... |
| | countdown | (i). geriye doğru sayma; hazırlık devresi (bilhassa roket ve atom bombası denemelerinde kullanılır).... |
| | fractious | (s). ters, aksi, huysuz, kavgacı. fractiously (z). ters ters. fractiousness (i). huysuzluk, aksilik, çocuk terbiyesizliğ... |
| | grig | (i.) hayat dolu kimse; (zool.) çekirge.... |
| | seal | i., f. mühür, damga: teminat, taahhüt; mühürlü mum veya kurşun parçası; f. mühürlemek, mühür veya damga basmak, tasdik ... |
| | abetter | -tor (i) başkasına kötülük aşılayan kimse, kışkırtan kimse, suç ortağı.... |
| | lune | geom birbirini kesen iki yayın meydana getirdiği şekil hilâl şeklinde her hangi bir şey |
|
|