| English | Türkçe | | facula | (i)., (çoğ. lae) ,(astr.) güneş yüzündeki parlak nokta.... |
| | prorate | f. eşit olarak bölüp dağıtmak.... |
| | guttersnipe | (i.) sokak çocuğu, köprüaltı çocuğu, küçük külhanbeyi.... |
| | nervous | s. sinirli, asabi; korkak, ürkek, çekingen. nervous breakdown, nervous prostration sinir argınlığı, sinir bozukluğu, n... |
| | spacious | s. geniş, vâsi, engin, açık, mesafeli; bol, ferah. spaciously z. geniş bir şekilde, mesafe bırakarak. spaciousness i. ... |
| | nursing | (i.) hemşirelik, hastabakıcılık.... |
| | nutty | (i). Fındık veya ceviz tadı veren, argo deli... |
| | gogetter | (i.), ABD, (k.dili) becerikli kimse, açıkgöz kimse, her istediğini elde edebilen kimse .... |
| | rocket | i., f. havai fişek, roket; f. roket atmak; havaya doğru dik uçmak; hızlı ve dikine uçmak. rocket bomb tepkili bomba.... |
| | rockribbed | kayadan kenarları olan çok inatçı |
|
|