| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | unequivocal | s. şüphesi olmayan; tek manalı; sarih. unequivocally z. su göturmez bir şekilde.... |
| | hallucinogen | (i.), (tıb.) sanrıya kapılmaya sebep olan ilaç. hallucinogen'ic (s.), (i.) sanrıya kapılmaya sebep olan (esrar) .... |
| | time | i. vakit, zaman; süre, müddet; devir, devre; mühlet, vade; saat, dakika; mat. kere, defa; kat, misil; müziğin tem pos... |
| | rit., ritard. | kıs. ritardando.... |
| | hast | eski, (bak.) have .... |
| | dismember | (f). parçalamak, uzuvları bedenden ayırmak. dismemberment (i). parçalama, parçalanma.... |
| | tragopan | i. Asya'ya mahsus boynuz şeklinde uzantıları olan bir çeşit sülün, zool. Tragopan.... |
| | armorial | (s). silâh veya hanedanIık armasına ait.... |
| | sorthing , storting | i. Norveç parlamentosu.... |
| | basic | esas temel esas teşkil eden kim bazal ask acemi basic English ingilizce oğretiminde kullamlan kelime bilgisi sınırlı basit ingilizce basic slag çelik imalatında elde edilen fosfatlı bir cins gübre basically temel olarak esasmda |
|
|
| Türkçe | English | | çirkinleştirmek | blemish. deface. to make ugly. to disfigure. to blemish.... |
| | imza | signature. autograph. affix. hand. monniker. manual sign. subscription.... |
| | hapsetmek | bar. confine. imprison. incarcerate. jail. to imprison. cast into prison. to detain. to immure in. to confine. to put in... |
| | korkak | coward. cowardly. chicken. chicken hearted. fainthearted. scary. pusillanimous. timid. chicken-hearted. chicken-livered.... |
| | ton | The prevailing fashion or mode; vogue; as, things of ton.... |
| | yürüyüş | footpace. march. no parade. tread. walk.... |
| | tercümanlık | interpretership.... |
| | karma | coed. composite. mixed.... |
| | lot | solder , perpendicular , plumbline , plummet , plump.... |
| | turistik | tourism tourist |
|
|
|