| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | flush | (f)., (i). kanatlanıp uçmak, ürkmüş kuş gibi uçmak: ürkütüp kaçırmak (özellikle av kuşu): (i). birden ürkütüp kaçırılan... |
| | waggle | f., i. sallanmak; sallamak; sarsılmak; i. sallayış sallanış. waggly s. sallanan.... |
| | leotard | i., gen. çoğ. dansöz ve akrobatlann giydiği vücuda oturan esnek bir giysi.... |
| | colleague | (i). meslektaş, mesai arkadaşı.... |
| | humanity | i. insan, beşer; insanlık, beşeriyet, beniâdem; insaniyetperverlik, merhamet, şefkat. the humanities klasik Yunan ve ... |
| | featherbone | (i). yaka balinası yerine kullanılan kaz kemiği.... |
| | hereat | (z). bunun üzerine, bundan dolayı.... |
| | caliban | (i). Shakespeare'in ,'Tempest'' adlı oyunundaki çirkin ve hayvana benzeyen köle; vahşi tabiatlı insan.... |
| | jute | i. jüt, muhliye, bot. Corchorus capsularis veya Colitorius; hintkeneviri; bu bitkilerden elde edilen elyaf.... |
| | decapitate | başını kesmek boynunu vurmak decapita'tion boynunu vurma |
|
|
| Türkçe | English | | fit | A darting point; a sudden emission. the manner in which something fits; 'I admired the fit of her coat' a display of bad... |
| | kutu | box. case. can. tin. bin. chest. coffer. dispenser. receptacle.... |
| | çarşı | market. bazaar. arcade. fair. mart.... |
| | avlak | hunting. covert. shooting ground. hunt.... |
| | haram | That which is against Islamic law.... |
| | metastaz | metastasis.... |
| | fauna | The entire animal population, living or fossil, or a given area, environment, formation, or time span. all of the animal... |
| | şenlikli | festive.... |
| | transfer | A pathological process by virtue of which a unilateral morbid condition on being abolished on one side of the body makes... |
| | talep etmek | ask demand petition solicit |
|
|
|