 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | pucker | f., i. buruşturmak, kırıştırmak; buruşmak, kırışmak; büzülmek; i. buruşukluk, kırışık; k.dili şaşkınlık, heyecan, tela... |
| | singsong | i., s. aynı tempoda ve cansız bir makamla okuma; s. aynı tempoda ve cansız.... |
| | boondoggle | i., f., A.B.D., k.dili faydasız iş; f. faydasız işlerle meşgul olmak.... |
| | stripe | i., f. çubuk, yol, çizgi; çizgili kumaş; çoğ. tutuklu kıyafeti; başka renkten tahları ensiz ve uzun parça; biçim, tip;... |
| | civet | (i). bir çeşit misk; misk kedisi. civet cat misk kedisi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | kök boyası | madder.... |
| | mahşer günü | judgment day.... |
| | idealist | Aktawi.... |
| | ortadan kaldırmak | abate. lift. wipe.... |
| | dam | A structure of earth, rock concrete, or other materials designated to retain water, creating a pond, lake, or reservoir.... |
|
|
|
 |
|
 |
|