 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | dresser | (i). şifoniyer; içine porselen veya gümüş takımlar konulan büfe; mutfak dolabı veya rafı.... |
| | immovable | s. kımıldamaz, yerin den oynamaz, sabit; değışmez; kolay etkilenmez; huk. gayri menkul. immovably z. kımıldanmadan, değ... |
| | ave | ünlem, (i). (Lat). selâm, merhaba; (i).bir selam duası.Ave Maria Selam, ey Meryem !... |
| | moral | s., i. ahlaka ait, ahlaki, törel, ahlaksal; iyi ahlaklı, doğru; iyilik veya fenalık yapmaya muktedir; manevi; olasılı;... |
| | on | edat üzerinde, üstünde üstüne; yanında; kenarında; tarafında, de; ile; esnasında, zarfında; hakkında; halinde. on the a... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | salsa | The Mexican word for 'sauce,' salsa may be made with a variety of ingredients and may be fresh or cooked Green salsa, us... |
| | çaylak | callow. child. colt. kite. inexperienced person. inexperienced. naive.... |
| | açıklık | clarity. definition. openness. space. open space. clearing. aperture. opening. gap. lightness. unambiguity anlaşılırlık.... |
| | krema | cream filling. cream from milk. cream.... |
| | lap | To make a sound like that produced by taking up drink with the tongue.... |
|
|
|
 |
|
 |
|