eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-fish (i). (çoğ. fish, değişik türler için fishes) balık; balık eti; tahta veya demir takviye parçası, berkitme parçası. fish and chips (ing).balık fileto ve kızarmış patates. fish ball balık köftesi. fishbone (i). balık kılçığı. fishbowl (i). kavanoz biçiminde akvaryum. fish cake patatesli balık köftesi. fishgig (i). balık kargısı. fish hawk balık kartalı. fishhook (i). olta. fish line olta ipi. fish market balık pazarı. fishmonger (i). balıkçı, balık satan kimse. fish out of water yerini yadırgayan kimse, sudan çıkmış balık. fishplate (i)., (mak). iki direği uç uca bağlamak için kullanılan takviye parçası. fish pond balık havuzu, balık gölü. fishspear (i). balık kargısı. fish story (k).dili martaval. fishwife (i). balıkçı kadın, balık satan kadın; pis konuşan kadın. bony fishes kemikli balıklar, (zool). Teleostomi. cold fish soğuk kimse. drink like a fish alışkanlıktan dolayı fazla içki içmek. feed the fishes denizde boğulmak; deniz tutmasından dolayı kusmak. have other fish to fry daha önemli bir işi olmak. neither fish, flesh nor fowl hiç bir özelliği olmayan şey.
2-fishing (i). balık avlama, balık avı, balıkçılık; ağız arama. fishing boat balıkçı kayığı veya gemisi. fishing rod olta kamışı. fishjng tackle veya gear balık takımı, baIıkçı takımı.
3-fish (f). balık tutmak, balık avlamak, çekip çıkarmak; içinde balık avlamak; tahta veya demir parçası ile takviye etmek, seren berkitmek; for ile aramak, ağız aramak. fish for a compliment kendisine kompliman yapılmasını istemek; up veya out ile arayıp bulmak. fish in troubled waters bulanlk suda balık avlamak. fish the anchor (den). gemi demirini fışkıya vurmak. fish out balık neslini tüketmek; seçip almak.
4-fishy (s). balıktan ibaret; balık gibi, içinde balık tadı veya kokusu olan; balığı çok; (k).dili şüpheli, inanılmaz. fishy eye donuk göz; şüpheci göz. fishiness (i). balık vasfı olma, içinde balık tadı veya kokusu bulunma; şüphelilik.
5-fisher (i). balık tutan kimse, balıkçı; balık avlayan hayvan veya kuş. fisherman (i). baIıkçı. fishery (i). balıkçılık; balık tarlası, dalyan.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
latterEng > Tr00:52:32
filing claimsEng > Tr00:03:32
debitEng > Tr23:49:23
indebtednessEng > Tr23:49:14
debit indebtednEng > Tr23:49:09
information letEng > Tr23:08:54
treasury enterpEng > Tr23:02:53
SEKSEng > Tr16:25:04
englisTr > Eng16:23:16
ıspanakzadeEng > Tr23:27:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
symbolize f. sembolü olmak; simgelerle ifade etmek; mecazi yönden kullanmak....

survive f. baki kalmak, başkasından fazla yaşamak, daha uzun ömrü olmak....

batten (f).semirmek, iyi beslenme sonucunda şişmanlamak; başkalarının sırtından geçinerek lüks bir hayat sürmek; semirtmek, Si...

hydrostatics i. hidrostatik, makina ilminin sıvıların dengesinden ve basıncından bahseden dalı....

bailsman (i).(çoğ. -men) (huk). kefil....

voluble s. konuşkan, söz akıcılığı olan; çenebaz; yuvarlanan; bot. sarılan. volubility i. çok ve çabuk konuşma, cerbeze. volub...

refrigerator (i.) buzdolabı, soğutucu. refrigerator car frigorifik vagon....

episcopal (s.) piskoposlara ait; piskoposlar tarafından idare olunan....

coarse-grained (s). kaba damarlı (ağaç); kaba....

industry sanayi endüstri çalışkanlık gayret meşguliyet

TürkçeEnglish
yeteneksiz hopeless. incapable. incompetent. inept. untalented. inept kabiliyetsiz....

eğlenme frolic. lark. ridicule. entertainment. mockery. delaying....

elemek eliminate. pan. riddle. screen. sieve. sift. to sift. to sieve. to riddle. to eliminate. to select....

bakır kaplama copper-plated....

şairane poetic....

ki The Korean word for the strength and energy of life and the spirit of man, which can be harnessed by those with sufficie...

halt To hold one's self from proceeding; to hold up; to cease progress; to stop for a longer or shorter period; to come to a ...

kapsamak comprise. cover. contain. include. blanket. compass. comprehend. embrace. encapsulate. enclose. encompass. implicate. in...

akbaba vulture....

borçluluk indebtedness