| English | Türkçe |
| professor | i. ordinaryüs profesör; sözlerle açıklayan veya iddia eden kimse. professorship i. ordinaryüs profesörlük; profesörlü... |
|
| eyestrain | (i). göz yorgunluğu.... |
|
| engorge | f. tıkanmak, kan hucum etmek; oburca yemek, informal silip süpürmek, yutmak, tıka basa yemek. engorgement i. tıkanma, ... |
|
| nipple | (i.) meme başı; Sişe emziği; iki ucu vidalı kısa boru.... |
|
| brayer | i. baskı iş1erinde mürekkebi düzgünce yaymak için elle kullanılan silindir.... |
|
| agora | (i). eski Yunanistan'da pazar yeri, meclis; toplanma yeri.... |
|
| rubigo | i. kırmızı perdah tozu.... |
|
| corky | (s). mantara benzer, kuru, hafif.... |
|
| goddamn | ünlem, (s.) Kahrolsun! (s.) kahrolası .... |
|
| sphincter | büzgen kas sfinkter |
|