eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-fine (s)., (z)., (f). güzel, ince, zarif; (saf, katkısız, katışıksız, halis; hassas, ince ruhlu, duygulu; ala, mükemmel, üstün: berrak, açık; (z)., (k).dili güzel, hoş, iyi; (f). toz haline getirmek; güzelleşmek. fine arts güzel sanatlar. finedraw (f)., (terz). kumaşın iki kenarını görünmez surette birbirine dikmek; inceltmek (tel). finedrawn (s). inceltilmiş (tel), bütün ayrıntılarıyla düşünülmüş. in fine feather (k).dili havasında. finegrained (s)., (bot). ince damarlı (ağaç); (foto). ince tanecikli. fine-spoken (s). kibar bir şekilde konuşan. finespun (s). ince eğrilmis; aşırı derecede ince. fine-toothed comb ince dişli tarak. go over the matter with a fine-toothed comb meseleyi inceden inceye gözden geçirmek, ince eleyip sık dokumak. a fine distinction ince fark. afine lady hanımefendi. fine gold saf altın. My fine fellow ! Oğlum ! Yahu ! some fine day günün birinde. finely (z). inceden inceye, güzel bir şekilde. fineness(i). incelik, zarafet, güzellik; karışımdaki saf altın oranı.
2-fine (i)., (müz). son.
3-finery (i). süs, şıklık; süslü giyim.
4-finery (bak). refinery.
5-finesse (i)., (f). incelik; kurnazlık, hile, ustalık; (f)., iskambil fines yapmak; ustalıkla durumu idare etmek.
6-fine (i)., (f). para cezası; (f). para cezasına çarptırmak. finable (s). para ile cezalandırılabilir, para cezası verilebilir.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
FAKEEng > Tr20:05:33
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
işbirliğiTr > Eng16:29:37
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
manhandle f. kabaca itmek; kaba kuvvetle itip kakmak; makina kullanmadan kaba kuvvetle kaldırmak....

nightingale (i.) bülbül, (zool.) Luscinia megarhynchos....

daytime (i). gündüz....

regicide (i.) hükümdarını kasten öIdüren kimse, hükümdar katili veya katli. regici'dal (s.) hükümdar katli nev'inden....

endpiece i. uçtaki parça, uç, baş....

diplomatics (i). eski resmi ve sikaları çözme ve gerçeğe uygunluğunu tayin etme ilmi....

cabana (i). kabine....

pituitary s. tıb. balgam salgılayan; biyol. sümüksü. pituitary gland, pituitary body hipofiz guddesi. pituitous s. balgama ait....

bound s. gitmeye hazır, hareket halinde. homeward bound memleketine doğru yola çıkmış veya çıkmak üzere....

performer artist oyuncu sahneye çıkan kimse icracı yerine getiren kimse

TürkçeEnglish
kaplı thick. covered. coated. clad. plated. sheathed....

kemik bone. osseous. osteoid. bone. osteo-....

merkez center. heart. centre. center. head quarters. main office. police station. midpoint. centre point. middle. focus. centra...

ananas pine. pineapple....

kalkınmak to develop. to make progress....

terek A sandpiper of the Old World, breeding in the far north of eastern Europe and Asia and migrating to South Africa and Aus...

dinçlik vigor. strength. robustness. starch. vigour. zap....

indüklemek to induce....

paha price. value. expense....

programlı programmed