eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-fastness (i). metanet; kale, istihkâm,emin yer; sağlamlık; sürat.
2-fast (s)., (z). çabuk, tez, seri, süratli; ileri;ahlaksız, eğlenceye düşkün; sıkı, sabit, yerinden oynamaz, çıkmaz; sadık; metin, dayanıklı,solmaz; derin (uyku); (z). çabuk, süratle; sıkıca, sıkı olarak; tamamen, derin bir şekilde; yakında, yanında. fast color solmayan renk, sabit renk. fast friend yakın dost, sadık dost. fast shut sımsıkı kapalı. fast track spor düzgün koşu sahası. Iive fast ahaksızca yaşamak, çılgınca bir hayat sürmek, hızlı yaşamak. play fast and loose riyakarlık etmek; iki yüzlülük etmek. fast asleep derin uykuya dalmış. hold fast sıkıca tutmak, yapışmak; dayanmak.
3-fast (f)., (i). oruç tutmak, perhiz etmek; (i).. oruç, perhiz; oruç süresi. fast day oruç günü, perhiz günü. break one's fast orucu açmak,oruç bozmak, perhiz bozmak; kahvaltı etmek.
4-fastidious (s). titiz, müşkülpesent. fastidiously (z). titizlikle. fastidiousness (i). titizlik, müşkülpesentlik.
5-fasten (f). bağlamak, açılmayacak surette kapamak, sürmelemek, tutturmak; dikmek,ayırmamak (gözünü); üzerine atmak. He fastened his eyes on her. Gözlerini ona dikti. fastener (i). bağlayan şey, bağ, toka, bağlaç. fastening (i). kapalı tutan şey, raptiye, süngü, toka.
6-fastigiateated (s)., (bot). dik olarak aynı düzlemde biten (dallar), koni şeklinde (servi, kavak); (zool). koni şeklindeki demet gibi.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
poşibilitiesEng > Tr09:10:23
ÇĞIEng > Tr09:09:51
ALAYTr > Eng21:03:02
oto tamırEng > Tr17:23:48
kamılEng > Tr13:18:35
takdir etmekTr > Eng16:34:56
hakkını vermekTr > Eng16:34:34
uzatmakTr > Eng16:33:09
işbirliğiTr > Eng16:29:37
possibleEng > Tr16:27:04
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
intoxicate (f.) sarhoş etmek, mest etmek; sevinçten çılgın hale sokmak; (tıb.) zehirlemek. intoxica'tion (i.) sarhoşluk, mest ol...

peppergrass i. tere, acı tere otu....

hoe (i)., (f) çapa, bahçıvan çapası; (f). çapalamak, çapa kullanmak....

classicize (f). klasik hale koymak; klasikleştirmek....

puddling i. dökme demiri ocakta tavlama; kanalı balçıkla sıvama; balçık....

crawfish, crawdad (i). istakozdan küçük ve ona benzer tatlı su veya deniz hayvanı, kerevides, karavide, böcek, (zool). Astacus veya Ca...

icecap i. geniş buz tabakası, buzul....

swig f. (-ged, -ging) i., k.dili. içmek, kafayı çekmek; bir yudumda dikmek; i. bir içim, yudum; içme, slang. kafayı çekme....

rice i. pirinç, bot. Oryza sativa: çeltik: (rice cooked with oil) pilav. rice flour pirinç unu. rice milk sütlaç. rice pape...

cabob şiş kebabı

TürkçeEnglish
oynaşma dalliance....

delta delta....

uzunlamasına longitudinal....

piston It is used in steam engines to receive motion from the steam, and in pumps to transmit motion to a fluid; also for other...

pencere window....

bitaraflık impartiality. neutrality....

garson waiter....

gider expenditure. expense. outgoings. outlay. expenses....

karşılık answer. comeback. consideration. counterbalance. equivalent. price. recompense. redress. repayment. reply. response. ret...

susuz dry waterless arid thirsty