 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | strength | i. kuvvet, güç, takat; sertlik, keskinlik; mukavemet gücü, dayanıklılık; şiddet; tesir derecesi; askeri kuvvet; kuvvet ... |
| | unjust | s. haksız, adaletsiz. unjustly z. haksız olarak. unjustness i. haksızlık.... |
| | preventive | s., i. önleyici, engelleyici; i. önleyici şey; önleyici tedbir. preventive detention A.B.D. suçluların, yeni suç işlem... |
| | coal | (.f) kömür haline gelinceye kadar yakmak; (den). kömür vermek, kömür almak. coaling station kömür ikmal limanl veya iske... |
| | dope | (i)., (f). herhangi koyu bir sıvı veya hamurumsu preparat; (hav). uçak kanatlarının yapımında kullanılan bez cilâsı; din... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | fay | fault.... |
| | baskül | weighting machines. scales. bascule. platform. weighlock. track scale. weighing machine.... |
| | yeni baştan | de novo.... |
| | onamak | to approve. to ratify. to certify.... |
| | dirilik | liveliness. freshness.... |
|
|
|
 |
|
 |
|