 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | nauseate | f. midesini bulandırmak, iğrendirmek, tiksindirmek; midesi bulanmak, tiksinmek, nefret etmek. nausea'tion i. mide bul... |
| | chronie | (s). müzmin, kronik, süreğen. chronically (z). müzmin bir şekilde.... |
| | shave | (f.) (shaved, shaven) (i.) tıraş etmek, kazımak; sıyırıp geçmek, sürtünür gibi geçmek; rendelemek; tıraş olmak; (i.) tı... |
| | intensive | (s.) şiddetli, bir noktada toplanmış; yoğun; şiddet gösteren; dar bir sahada çok mahsul yetiştirmeye vesile olan; (tı... |
| | trustworthy | s. itimada lâyık, güvenilir. trustworthiness i. güvenilirlik.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | bay | A berry, particularly of the laurel.... |
| | iyi niyet | goodwill.... |
| | saçmalık | nonsense. absurdity. bullshit. horseshit. rubbish. stuff. applesauce. balderdash. bilge. blather. blatherskite. blether.... |
| | virane | a building in ruins. desolation. rat trap. wreck.... |
| | sülfürik | sulphuric.... |
|
|
|
 |
|
 |
|