 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | stockade | i., f., ask. şarampol, etrafı kazık veya sırıklarla çevrilmiş yer; f. şarampolla çevirmek veya muhafaza etmek.... |
| | sick | s. hasta, keyifsiz; bulantılı, midesi bulanan; bezgin; hasret çeken, özleyen; of ile tiksinmiş, usanmış, bıkmış; bozuk... |
| | rush | i. koşma, acele etme; hücum, hamle, hız; hızlı hareket; üşüşme rush hour işin veya trafiğin en sıkışık olduğu zaman. ru... |
| | chalk | (i). tebeşir; tebeşirle konan işaret; veresiye verilen her içki, yemek, çay vb. için çekilen çizgi. chalk line tebeşirl... |
| | beggar | i., f. dilenci, meteliksiz kimse; saka çapkın kimse; f. dilenciye çevirmek, sefalete düşürmek; eksik bırakmak, kifayetsi... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | çıkarılma | protrusion.... |
| | et | Enemy Tank -. And, in Latin and French.... |
| | bahane | excuse. pretext. blind excuse. cloak. cop- out. cover. poor excuse. handle. stalking horse. idle pretext. peg. pretense.... |
| | horst | a ridge of the earth's crust that has been forced upward between two faults and so is higher than the surrounding land.... |
| | mensup | related to. connected to. attached to. belonging to. member. employee. sb who has a connection or affiliation with. appe... |
|
|
|
 |
|
 |
|