 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | warn | f. ikaz etmek, uyarmak, tehlikeyi haber vermek; önceden haber vermek; huk. ihbar etmek, ihtar etmek; öğütlemek, tavsiy... |
| | lineup | i. yoklamada sıraya girme; spor oyuna başlamadan oyunculann yerlerini alması; sıra tutma; sıra; program.... |
| | boudoir | i. bir kadının yatak veya özel oturma odası... |
| | epicurean | (i.), (s.) Epikür felsefesi taraftarı, epikürcü; keyfine ve boğazına düşkün kimse; (s.) Epikür veya felsefesine ait; zev... |
| | gage | bak gauge... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|