| English | Türkçe |
| disabuse | (f). yanlış bir fikri düzelterek gözünü açmak, doğru yolu göstermek.... |
|
| portraitist | i. portreci, portre ressamı.... |
|
| solitary | s., i. yalnız, münferit; ıssız, tenha; kasvetli; tek, bir; tek başına; i. münzevi kimse. solitary confinement hücre ha... |
|
| handkerchief | (i.) mendil.... |
|
| misreckon | f yanlış saymak, yanlış hesap etmek.... |
|
| succulent | s. özlü; bot. etlenmiş, körpe ve sulu; dolgun, yararlı fikirlerle dolu. succulence, -cy i. körpe ve sulu olma, özlülük.... |
|
| soapbox | i. sabun sandığı; sokakta nutuk çekenlerin üstüne çıktığı sandık. soap box derby A.B.D. çocukların kendi yaptıkları a... |
|
| filterable | (s). filtreden geçebilen.... |
|
| orthodox | s. doktrini sağlam; . dinsel inançlarına sadık; doğru, tam, uygun; b.h. Ortodoks kilisesine mensup; yürürlükteki usule... |
|
| fox | aldatmak hile yapmak sarhoş etmek kitap yapraklarının kenarlarını kırmızıya boyamak ekşitmek bira |
|