 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | stupid | s. akılsız ahmak, budala, anlayışsız; saçma, değersiz. stupidly z. budalaca, ahmakça. stupid'ity, budalalık, ahmaklık.... |
| | hasid | (i.) (çoğ. Hasi'dim) gizemci bir Musevi tarikatı üyesi.... |
| | supranational | s. bir veya birden fazla milletin siyasi imkânlarıyla sınırlanmamış olan.... |
| | remnant | i. bakıye, artık, fazla miktar; parça, kumaş parçası.... |
| | gymnosophist | (i.) eskiden Hindistan'da bulunan ve çıplak gezen filozof sınıfından bir kimse; çıplak gezen kimse. gymnosophy (i.) bu ... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | ıslanmak | get wet. dampen. draggle. soak.... |
| | uygulamalı | practical. applied.... |
| | yıkama | development. wash. washing. washout.... |
| | çorap | stocking. sock. hose. footwear.... |
| | ferahlık | spaciousness. airiness. contentment. happiness. relief. amplitude. lift.... |
|
|
|
 |
|
 |
|