| English | Türkçe | | instauration | i.,( eski) yenileme, tazeleme, onarma.... |
| | entice | f. ayartmak. enticement i. kandırma, baştan çıkarma, ayartma. enticing s. ayartan, baştan çıkaran.... |
| | lactate | (i.), (f.) laktik asidin tuzu veya esteri; (f.) süt hasıl etmek; meme vermek, emzirmek.... |
| | stodgy | s. ağır, sönük, cansız, adi; tok; fazla dolu; hazmı güç; kısa, bodur.... |
| | hobnail | (i). iri başlı kısa çivi, ayakkabının altınaa vurulan iri başlı çivi, kabara.... |
| | deuce | (i)., iskambil ikili; zarda dü; teniste düs, berabere; (k).dili kör talih, kör şeytan. deuce of a time sıkıntılı zaman... |
| | lithotomy | i., tıb. mesaneden taş çıkarma ameliyatı. lithotomic(al) s bu ameliyata ait.lithot'omist i. bu ameliyatı yapan cerrah. ... |
| | blindfold | f., s., i. gözlerini bağlamak; salim kafayla düşünmesini engellemek; s. gözü bağlı; düşüncesiz, körü körüne olan; i. göz... |
| | bambino | (i). bebek, çocuk; sanat eserlerinde isa'yı temsil eden çocuk tasviri.... |
| | john | Yuhanna Yahya John Bull millet veya fert olarak İngilizlere verilen isim John Barleycorn şaka içki viski John Doe huk nazari bir davada davacıyı belirleyen ve eskiden kullanılan Zeyd'' veya Amr gibi filan manasına gelen isim John Dory dülgerbalığı zool Zeus faber John Law argo polis slang fruko aynasız John Smith alelade adam herhangi bir kimse |
|
|