 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | you'd | kıs. you had, you would.... |
| | fertilize | (f). gübrelemek, verimini artırmak, kuvvet ve bereketini çoğaltmak; (bot)., (biyol). döllemek, tohumlamak, aşılamak. fe... |
| | spring | f. (sprang veya sprung; sprung) yay gibi fırlamak; ileri atılmak, sıçramak; eğilmek, bükülmek, çarpılmak; çıkmak, sürm... |
| | spare | f. kıymamak, canını bağışlamak, öldürmemek; kurtarmak; idareli kullanmak; idare yoluna gitmek; esirgemek; vermek; on... |
| | define | (f). tarif etmek, tavsif etmek; sınırlamak, tahdit etmek, tayin etmek, ayırmak, tefrik etmek. definable (s). tarifi mümk... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | hortlak | spectre. ghost of dead person. ghost. ghoul. spectre specter.... |
| | da | District Audit.... |
| | gres | grease. hard oil. consistence oil. cup grease. lubricating grease. fat.... |
| | adli tıp | forensic medicine. medical jurisprudence. legal / forensic medicine. forensic / legal medicine.... |
| | müddea | claimed. asserted. claim. accusation. plea. subject of a claim before a court. thesis.... |
|
|
|
 |
|
 |
|