 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | unpopular | s. rağbet görmeyen, benimsenmeyen, tutulmayan; gözden düşmüş. unpopularity i. gözden düşmüş olma; rağbet görmeme.... |
| | mace | i. göz yaşartıcı bomba imalinde kullanılan kimyasal bir sıvı.... |
| | teaser | i. takılmayı seven kimse; bulmaca; yün tüyünü kabartma makinası; gelecek programı gösteren filim; iştah açıcı şey; sahn... |
| | shoal | (s)., (i)., (f). sığ, kumsal; (i). sığlık yer; resif; (f). sığlaşmak; sığlaştırmak. shoal'iness (i). sığlık. shoal'y (... |
| | somber | s. koyu, karanlık, loş; kasvetli, can sıkıcı, sıkıntılı. somberly z. loşça; kasvetle. somberness i. loşluk, kasvetlilik... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | lap | The overlapping of one piece of veneer on another in the same layer of ply.... |
| | çoğalma | accession. buildup. multiplication. propagation. reproduction. rise.... |
| | derebeyi | feudal lord. local potentate.... |
| | etkileyici | affective. affecting. effective. impressive. fascinating. intense. touchy. charismatic. devastating. dramatic. enchantin... |
| | döllemek | to inseminate. to make pregnant. impregnate.... |
|
|
|
 |
|
 |
|