 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | thimble | i. yüksük, dikiş yüksüğü; mak. yüksük şeklinde boru parçası; den. radansa. thimbleful i. yüksük kadar (miktar), az şey.... |
| | still | i., f. imbik; rakı fabrikası; f. imbikten çekmek, taktir etmek.... |
| | cain | (i). Kabil, Adem ile Havva'nın kardeş katili olan ilk oğulları; katil. raise Cain ABD, argo karışıklık çıkarmak.... |
| | timework | i. gündelik iş, saatle çalışma.... |
| | dividend | (i). kar hissesi; (mat). bölünen. dividend coupon (tic). kâr kuponu. cash dividend peşin ödenen kâr.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | yazıhane | bureau. office. office desk. study.... |
| | yavrucuk | sweet little think.... |
| | momentum | The product of an object's mass and its velocity.... |
| | run | To let it work ; cf execute.... |
| | zayıflatmak | debilitate. impair. prejudice. sap. waste. weaken. to pull sb down. to prejudice. to weaken. to debilitate. to impair.... |
|
|
|
 |
|
 |
|