| English | Türkçe |
| residuary | s. fazla ve artakalan, artık. residuary clause huk. bir vasiyetnamede malın taksiminden sonra geriye kalan kısmın tahs... |
|
| hairspring | (i.) saatin içindeki kıl gibi yay .... |
|
| critter | (i)., (A.B.D)., (leh). hayvan, mahluk, yaratık.... |
|
| club | (f). sopa ile vurmak, dövmek; bir araya toplamak; parasını ortak bir masrafa veya işe yatırmak. club together bir araya ... |
|
| psychoneurosis | i. (çoğ. -ses) psik. sinirce, nevroz.... |
|
| gable | i, f, mim çatl altmdaki üç kö şeli yan duvar; pencere veya kapl üstundeki sivri tepelik; f sivri tepelik yapmak... |
|
| deodar | (i). Himalaya dağlarına mahsus bir çeşit sedir ağacı, cin ağacı, (bot). Cedrus deodara.... |
|
| cilice | (i). yapağıdan dokunmuş kumaş; bu kumaştan yapılmış gömlek.... |
|
| harken | (f.) eski dinlemek, dikkatini vermek .... |
|
| tightrope | cambazlara mahsus sıkı gerilmiş ip |
|