| English | Türkçe |
| jew | f., jew down k.dili, asağ. alışverişte pazarlığı kendi lehine kabul ettirmek.... |
|
| radiometer | i. ışınların kuvvetini ölçmeye yarayan alet.... |
|
| junkyard | i. kullanılmış arabalar atılan yer; kullanılmış demir ile yedek parça ve inşaat malzemesi satılan yer; eski demir par... |
|
| bound | s. bağlı, kayıtlı; ciltli, ciltlenmiş; mecbur. bound to win mutlaka kazanacak. bound up in bağlı, düşkün.... |
|
| spirant | s., i., dilb. sürtme sesi çıkaran (harf).... |
|
| contemporaneous | (s). çadaş, muasır; aynı zamanda vaki olan.... |
|
| oppose | f. karşılaştırmak; karşı koymak, karşı çıkmak, direnmek; engel olmak, mani olmak.... |
|
| inhumane | s. zalim; ilgisizlik veya bilgisizlikten dolayı başkalanna veya hayvanlara eziyet eden.... |
|
| possessor | i. mal sahibi; huk. zilyet, malik sıfatıyle tasarruf eden kimse. possessory s. zilyete veya zilyetliğe ait.... |
|
| tremor | titreme ürperme sarsıntı |
|