| English | Türkçe |
| excite | (f.) heyecanlandırmak, kışkırtmak, tahrik etmek, kızıştırmak, telâşa vermek; (fizyol.), (biyol.) harekete geçirmek; uyan... |
|
| operate | f. iş görmek, işlemek; etkilemek; borsada alışveriş yapmak (özellikle spekülasyon için); tıb.ameliyat et- mek; işletmek... |
|
| bicuspid | i., anat. öğütücü dişlerle köpek dişleri arasında her bir tarafta dörder tane olmak üzere bulunan kesici dişler. bicuspi... |
|
| max | kıs. maximum.... |
|
| minuend | i., mat. kendisinden başka bir sayı çıkarılan rakkam, eksilen.... |
|
| tusker | i. uzun ve sivri dişli fil veya yaban domuzu.... |
|
| mignonette | i. muhabbetçiçeği, bot. Reseda odorata.... |
|
| geomagnetism | i. dünyanın manyetik çekimi.... |
|
| in flagrante delicto | Lat. cürmü meşhut halinde, suçüstü.... |
|
| proclitic | vurgu bakımından sonradan gelen kelimeye bağlı sözcük |
|