| Son aradıklarım / My last searchs |
|
|
|
| English | Türkçe | | belief | i. inanç, itikat, iman, kanaat, akide, doktrin.... |
| | hippetyhop | (z)., (k).dili hoplaya zıplaya.... |
| | warmblooded | s., zool. sıcakkanlı; enerjik; tutkulu.... |
| | disinter | (f). (terred terring) gömülmüş bir şeyi yeraltından çıkarmak; açığa çıkarmak, eşmek. disinterment (i). mezardan çıkarm... |
| | frail | (i). kuru yemiş küfesi; bir küfelik kuru yemiş.... |
| | karroo | i. Guney Afrika'nın kurak yaylalarından biri.... |
| | abrogate | (f). yetkisini kullanarak ilga etmek, iptal etmek, feshetmek; kaldırmak, bir tarafa koymak abroga'tion (i). ilga, ipt... |
| | incapacitate | f. kudretsiz hale getirmek; huk ehliyetini elinden almak. incapacita'tion i. ehliyetsizlik, yetkisizlik, salâhiyetsiz... |
| | cash | (f). paraya çevirmek; tahsil etmek. cash in kumarda fişleri kasaya verip parasını almak; (A.B.D)., argo ölmek. cash in o... |
| | come | gelmek yaklaşmak varmak olmak vaki olmak akla gelmek dili orgazma varmak come about olmak vaki olmak dönmek volta etmek come acrossrast gelmek karşılaşmak intiba bırakmak argo istenileni yapmak sakladığını çıkarıp vermek come across with argo teslim etmek ödemek vermek come along beraber gelmek iyileşmek come alongside yanaşmak bordaya gelmek come around kendine gelmek ayrılmak uğramak razı olmak come at varmak ulaşmak ile uğraşmak üstüne yürümek saldırmak come back hatıra gelmek eski formunu bulmak argo ters bir şekilde cevaplandırmak come by elde etmek edinmek yakınından geçmek uğramak He comes by his good looks naturally Sevimli yüzü anasıyla babasına çekmiş come down inmek düşmek intikal etmek geçmek argo uyuşturucu madde kullandıktan sonra kendine gelmek come off one's high horse dili hak etmek elde etmek almak come into mirasa konmak girmek katılmak come of çıkmak den gelmek come of age reşit olmak come off çıkmak kopmak olmak vaki olmak sona ermek bitmek sonunu erişmek argo tutnmak Come off it dili Saçmalama! come on rast gelmek gelişmek ilerlemek sahneye çıkmak yerinden çıkmak yayınlanmak meydana çıkmak sosyeteye takdim edilmek genç kız sonuçlamak neticelenmek come out with söylemek ağızdan kaçırmak satışa çıkarmak come over olmak bir hal takınmak karşıdan gelmek taraf değiştirmek katılmak come round bak come around come short az gelmek yetmemek come through with dili beklenileni yapmak come to ayrılmak kendine gelemek bir çareye bir karara varmak erişmek başlamak den orsa etmek come to head olgunlaşmak dönüm noktasına varmak baş vermek come to blows yumruk yumruğa gelmek come to grief başı darda olmak başarısızlığa uğramak come to grips with ciddiyetle ele almak come to hand gelmek alınmak come to life canlanmak come to light meydana çıkmak come to hothing boşo gitmek neticesiz olmak come to one's senses aklı başına gelmek aklını başına toplamak ayrılmak açılmak come to pass vaki olmak come to stay yerleşmek come to terms with uzlaşmak anlaşmak teslim olmak kabul etmek Come to think of it Aklıma gelmişken come true gerçek leşmek doğru çıkmak filizlenmek come under girmek come up against çatmak ile karşılaşmak come up to belirli bir hizaya kadar gelmek belirli bir seviyeyi tutturmak come up with dili öne sürmek ortaya atmak come upon bulmak karşılaşmak saldırmak come what may ne olursa olsun Come July and we'll be swimming Temmuz geldiğinde denize girmiş olacağız to come önümüzdeki gelecek come at able erişilebilir |
|
|
| Türkçe | English | | kara sevdalı | atrabilious.... |
| | takke | skullcap. coif.... |
| | flamingo | The flamingoes have webbed feet, very long legs, and a beak bent down as if broken.... |
| | ruhsal | psychological. psychologic. psychic. psychical. mental. spiritual. inner. inward.... |
| | gıyabında | in his absence.... |
| | but | A limit; a bound; a goal; the extreme bound; the end.... |
| | kaplumbağa | tortoise. turtle.... |
| | kütüphane | library. bookcase. bookshop. library case.... |
| | özlük | nature. character. person in charge. employee.... |
| | ejder | dragon |
|
|
|