| English | Türkçe | | empty | f. boşaltmak, tahliye etmek; akıtmak, dökmek; boşalmak, dökülmek.... |
| | chloroplast | (i)., (bot). içinde klorofil bulunan protoplazma, kloroplast.... |
| | valenciennes | i. Fransa'da Valenciennes şehrinde yapılan bir çeşit ince dantel.... |
| | sylvatic | s. ormanlarda bulunan, orman böcekleri tarafından yayılan (hastalık).... |
| | discontinuous | (s). devamsız, fasılalı, ayrılmış, ayrı, aralıklı. discontinuously (z). fasıla ile, aralıklı olarak.... |
| | thunderhead | i. fırtınaya alâmet olan bulut yığını.... |
| | caprice | (i). kapris, yersiz istek ve davranış; kaprisli oluş; (müz). kapriçiyo.... |
| | caliginous | (s). karanlık, loş.... |
| | paradise | i. cennet, Aden, cennet bahçesi; cennet gibi yer. fool's paradise boş emeller üzerine kurulmuş mutluluk.... |
| | punctilious | teşrifat ve resmiyette fazla titiz punctiliously dikkatle titizlikle punctiliousness titizlik |
|
|