| English | Türkçe |
| irresolute | (s.) kararsız, mütereddit, duruksun, ikircimli. irresolutely (z.) kararsız bir şekilde. irresoluteness, irresolu'tion ... |
|
| cue | (i). kuyruk şeklinde saç örgüsü; bilardo sopası, isteka; sıra, kuyruk.... |
|
| quote | f., i. aktarmak, aktarma yolu ile söylemek, birinin sözünü tekrarlamak; tic. (fiyat) söylemek; piyasa fiyatını söylelem... |
|
| tasteless | s. tatssız, yavan; zevksiz; uygunsuz. tastelessly z. tatsızca. tastelessness i. tatsızlık; uygunsuzluk.... |
|
| tricorn | i. eskiden giyilen üç kenarı kalkık şapka.... |
|
| maidenhood | i. kızlık, erdenlik, bakirelik.... |
|
| already | (z). evvelce; şimdiden, halen; zaten.... |
|
| hound | i., f. tazı, av köpeği; fig. it; tavşan tazı oyununda tazı; müptela kimse, alışkın kimse,... düşkünü; f. tazı ile ava g... |
|
| unadjusted | s. düzeltilmemiş, ayar edilmemiş.... |
|
| hoof | çoğ hoofs hooves toynak toynaklı hayvan ayağı toynaklı hayvan tekmelemek tepmek çifte atmak gen it ile dili yaya gitmek taban tepmek: dans etmek on the hoof ayakta sağ kesilmemiş hayvan |
|