 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | swim | i., f. (swam, swum, -ming) baş dönmesi, baygınlık; f. başı dönmek, sersemlemek, bayılmak. My head is swimming Başım dö... |
| | catcall | (i).,(f). tiyatroda memnuniyetsizlik işareti olarak çalınan ıslık, yuhalama; (f). ıslıklamak, yuhalamak.... |
| | lineman | i. telgraf veya demiryolu hatlarını döşeyerek kontrol ve tamir eden memur; ölçü şeridi veya zincirini taşıyan kimse.... |
| | disacknowledge | (f). inkar etmek, kabul etmemek, reddetmek.... |
| | irredeemable | (s.) kurtulamaz; nakde tahvil olunamaz; bedeli tediye edilerek kurtarılamaz; çaresiz, ıslah olunamaz. irredeemably (z.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | Libya | a military dictatorship in northern Africa on the Mediterranean; consists almost entirely of desert; a major exporter of... |
| | silkmek | shake. whisk. to shake. to shake off. to shake down. shake off.... |
| | hemoglobin | the iron-protein component in the red blood cells that carries oxygen to body tissues. substance in the red blood cells ... |
| | çırak | apprentice. novice.... |
| | koku | aroma. savour. smell. trail. whiff. scent. odour. odor. perfume. stink. pong.... |
|
|
|
 |
|
 |
|