| English | Türkçe | | pound | i., f. ağır darbe, vuruş, hamle; vurulan yer, darbe izi; f. vurmak, dövmek ezmek; yumruklamak; havanda dövmek; dalgay... |
| | lattice | (i.), (f.) pencere kafesi, kafes; üzerinde kafes şekli bulunan arma; (f.) kafes yapmak, kafes şekline koymak; kafesle çe... |
| | descant | (i). hararetli konuşma; (müz). melodi, beste; birkaç sesle söylenen bestede en yüksek ses, asıl melodinin yanısıra söyl... |
| | blandish | f. yağcılık etmek. blandishment i. yağcılık; albeni, çekici davranış.... |
| | repress | f. baskı altında tutmak, bastırmak; uzaklaştırmak, menetmek; tutmak. repressible s. bastırılır, menolunur.... |
| | pellitory | i. yapışkanotu, bot. Parietaria officinalis.... |
| | squinch | i., mim. köşe kemeri.... |
| | grackle | (i.) sığırcık veya ona benzer kuş.... |
| | section | i., f. kesme, kesiş; kesilme, inkıta; kıta, parça, bölük, fasıl, kısım, bölge; A.B.D.,nde hükümetin malı olan 1 mil ka... |
| | inspector | müfettiş tetkik memuru enspektör kontrol memuru inspetorate inspectorship müfettişlik memuriyeti veya dairesi |
|
|