 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | overlook | i. bakış, yukarıdan seyretme; yüksek yer; gözden kaçırma.... |
| | grinder | (i.) ögüten kimse veya makina, öğütücü; bileyici; azı dişi; diş; içinde et, peynir, domates ve turşu olan büyük sandv... |
| | parapet | i. siper, istihkam siperi;dam kenarındaki alçak duvar korkuluk duvarı. parapeted s. korkuluk duvarı olan.... |
| | redhanded | (s.) suçüstü.... |
| | remorseless | s. nedamet bilmez, merhametsiz, amansız. remorselessly z. insafsızca, acımayarak. remorselessness i. insafsızlık.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
|