| English | Türkçe | | premature | s. vaktinden evvel olan veya gelişen; mevsimsiz; erken doğan. prematurely z. vaktinden evvel, mevsimsiz olarak, erken. ... |
| | delectation | (i). Iezzet, haz, büyük zevk.... |
| | timber | i., ünlem kereste; kereste ormanı; işlenmiş iri kereste parçası; madde, malzeme; yetenek; den. gemi kaburgası, gemi p... |
| | weakminded | s. iradesiz; aklı zayıf.... |
| | law | (i.) kanun, yasa, nizam, kaide, kural, düstur; adalet; hukuk; tabiat kanunu; usul, töre, âdet. the law hâkim veya avuk... |
| | nightlong | (z.), (s.) gece boyunca (süren).... |
| | sigmate | s. sigma şeklindeki.... |
| | durmast | (i). esnek kerestesi olan bir cins Avrupa meşesi, (bot.) Quercus petraea.... |
| | pasture | i., f. çayır, otlak, mera; f. çayırda otlamak veya otlatmak. pasturage i. otlak. put out to pasture emekliye ayırmak.... |
| | anfractuous | iğribüğrü girintili çıkıntılı anfractuos'ity iğribüğrülük girintili çıkıntılı olma |
|
|