 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | lawgiver | (i.) kanun yapan kimse, kanun yapıcısı.... |
| | paunch | i. karın, karın nahiyesi; göbek; iri karın; geviş getiren hayvanların işkembesi. paunch mat den. seren veya armayı aşı... |
| | banzai | (ünlem) Japonya'ya mahsus hürmet ifade eden bir selamlama şekli olup uzun ömür ve askerlikte ''ileri hücum manalarını ta... |
| | ambage | (i). dolambaçlı yol; dolaylı davranış.... |
| | nurse | (f.) hastaya bakmak; bakıp iyileştirmek (zayıf kimseyi); emzirmek, meme vermek; beslemek; çocuğa bakmak; dikkatle kulla... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | gevezelik | chatter. gab. gossip. chattering. babbling. chingwag.... |
| | nüfuzlu | influential. important. to be influential.... |
| | vat | This Unix audio teleconferencing tool enables you to talk to one or more people over an Internet connection In most case... |
| | kireçlenmek | to be limed. to get caked with lime. to calcify. to get whitewashed.... |
| | zayıflatma | debilitation.... |
|
|
|
 |
|
 |
|