Sözlük
Alfabeler
Büyük Türkçe Sözlük
Sesli Türkçe Sözlük
Kişi Adları Sözlüğü
Türk Lehçeleri Sözlüğü
Türkçede Batı Kökenli Kelimeler
Kelimeler Sözlüğü
Türkiye Türkçesi Ağızı Sözlüğü
Terimler Sözlüğü
 
 
 
 
 
 
 
 
  Son aradıklarım / My last searchs
 
 
 
  ahmet kaya  
 
 
 
 
Kelime (Word) Kaynak (From) Hedef (To)
ç ğ ı ö ş ü ß
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  Son arananlar / Last searchs
footageeng > tur01:56:32
CROWNeng > tur12:09:54
suktur > eng04:25:56
öğrencitur > eng00:09:15
kurdayağıtur > eng22:25:42
ilgilenmektur > eng20:47:01
patatestur > eng20:40:34
turşutur > eng20:40:04
kuştur > eng15:35:39
yapabilmektur > eng21:32:55
ignoranceeng > tur21:31:24
toplu taşımatur > eng16:14:45
lowereng > tur23:32:52
aşktur > eng15:06:30
selamlartur > eng11:59:13
selamtur > eng11:58:37
televizyontur > eng11:39:42
ilçetur > eng20:12:53
gıcıktur > eng20:05:20
kalemtur > eng13:03:13
 
 
 
 
 
  En çok arananlar / Hit searchs
ilçetur >> eng3
merhabatur >> eng2
öğrencitur >> eng2
suktur >> eng2
sözlüktur >> eng2
accounteng >> tur2
seni seviyorumtur >> eng2
sadetur >> eng2
baktur >> eng2
bidtur >> eng2
bideng >> tur2
untileng >> tur2
buyruntur >> eng2
sakintur >> eng1
sıcak prestur >> eng1
aratur >> eng1
hemen çevirtur >> eng1
barnacleseng >> tur1
sekmetur >> eng1
crafteng >> tur1
 
 
 
 
 
 
 
 
İngilizce Türkçe
sagacious s. arif, akıllı, zeki, ferasetli, sezgin, anlayışlı sagaciousness i. akıllılık, zekâ, ariflik, bilgelik sagaciously z....

lintel i. kapı veya pencerenin üst sövesi, üst eşik, lento....

exacerbate (f.) şiddetlendirmek, kızıştırmak; kızdırmak, sinirlendirmek. exacerba'tion (i.) şiddetlendirme, kızıştırma, şiddetlenme...

accustom (f). alıştırmak accustom oneself alışmak, âdet edinmek, itiyat peyda etmek be accustomed to itiyadında olmak , alış...

reluctant s. istenmeden yapılan, gönülsüz, isteksiz, zorla yapılan. reluctance, reluctancy i.istemeyiş,gönül- süzlük, rızasızlık....

 
 
 
 
 
Türkçeİngilizce
doğurmak give birth. bear. have a baby. breed. cause. engender. foal. generate. procreate....

müşterek common. joint. collective. communal. consociate. mutual....

dinlenmek give oneself a rest. to rest on one's oar. relax. repose. take a breath. to give time off. unbend....

belediye meclisi city council. municipal council. town council. municipal board. municipal councillor / council / assembly / board. town ...

kere time. instance....