 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | fagot | (i).,(f). ince odun demeti; işlenmek için bağlanmış demir çubuk demeti; (f). böyle demet yapmak, böyle demet bağlamak.... |
| | submerge | f. batırmak, daldırmak; su ile kaplamak; örtmek; batmak. submergence i. batma, dalma, su altında kalma.... |
| | luna , luna | i. ay; ay tanrıçası; (eski) gümüş. Luna moth Amerika'ya mahsus iri bir pervane, zool. Tropaea luna.... |
| | spacing | i. aralıklarla düzenleme; espas, aralık.... |
| | pitiless | s. merhametsiz, taş yürekli, kalpsiz. pitilessly z. merhametsizce. pitilessness i. merhametsizlik.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | muhtelif | sundry.... |
| | kızartmak | brown. flush. redden. roast. toast.... |
| | serinleme | cooling.... |
| | yalanmak | to be licked. to be licked up. to lick one's lips.... |
| | minder | A bodyguard As in, 'He's not so tough, but there's a couple of minders watching over him '. a woman who looks after babi... |
|
|
|
 |
|
 |
|