 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | well | (ünlem) Pekâlâ! Ya! Hayret! Olur şey değil! Sahi ! Eh ! Haydi. I Well, to be sure... Eh olabilir. Well, well ! Vah va... |
| | chipmunk | (i). üstü çizgili birkaç çeşit ufak sincap.... |
| | sublime | f. yükseltmek, yüceltmek, ulvileştirmek; kim. süblimleşmek, sublimleştirmek; arıtmak, arınmak.... |
| | labile | (s.) kaymaya meyilli, değişme için tahtaları cıva klorid ile doyurmak.... |
| | plane | i., f. rende, marangoz rendesi, planya; bir çeşit mala; f. düzeltmek, rendelemek; üstünu temizlemek; den. suyun yüzünde... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | tun | a large cask especially one holding a volume equivalent to 2 butts or 252 gals. a large cask or barrel used for ale.... |
| | lotus | An ornament much used in Egyptian architecture, generally asserted to have been suggested by the Egyptian water lily. wh... |
| | kontrolör | controller. auditor. ticket inspector.... |
| | ipotek | mortgage. hypothec. lien. security. charge. encumbrance.... |
| | donatım | equipment. fittings. gearing. equipping. procurement of ordinance. accessories. accessory. gear. fixture. equipage. devi... |
|
|
|
 |
|
 |
|