 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | grip | (i.), (f.) (ped, ping) sıkı tutma; kavrama; el sıkma; pençe, el; tutak, bir şeyin tutacak yeri; A.B.D. el çantası; (f.... |
| | countersink | (i)., (f). havşa, havşa açmaya mahsus kalem; (f). havşa açmak.... |
| | clothes | (i)., (çoğ). elbise, esvap, giysi; yatak takımı. clothes basket çamaşır sepeti. clotheshorse (i). çamaşır askısı; A.B.D.... |
| | bursar | i. muhasebeci, veznedar (özellikle bir yüksek okulda).... |
| | turnabout | i. atlıkarınca; aksi yöne veya fikre dönüş.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | pingpong | To play ping- pong.... |
| | yayla | plateau. platform. tableland. wold.... |
| | kahrolası | damned. cursed. goddamned. goddamn. confounded. flaming. fucking. godforsaken. ruddy. heck.... |
| | bağdaşım | coherence. accordance tutarlık. insicam.... |
| | gereğince | in accordance with. following.... |
|
|
|
 |
|
 |
|