| English | Türkçe | | sediment | i. tortu, posa, telve, çökel; jeol. su dibinde biriken şey, çöküntü... |
| | semblable | s., i. benzer, müşabih; görünüşte olan; i. başkasına benzeyen şey, eş.... |
| | inquisitive | s. sual soran, meraklı, mütecessis. inquisitively z. merakla, tecessüsle. inquisitiveness i. meraklılık, tecessüs.... |
| | monaco | i. Monako.... |
| | foreordain | (f). evvelden takdir etmek, önceden tayin ve tertip etmek. foreordination (i). kader, takdir, kısmet.... |
| | lore | i. kuşlarda gaga dibi ile göz arasındaki bölge, ağız ile göz arasındaki düzlük (kuş, sürüngen, balık).... |
| | courteous | (s). nazik, kibar, ince, hürmetkâr, saygılı. courteously (z). nazikâne.... |
| | storiette | i. küçük hikâye... |
| | instrumentality | i. vasıta, araç; vasıta olma.... |
| | amalgam | malgama cıva ile başka bir madenin karışımı karışım mahlut iki şeyin birbirine karışması |
|
|