| English | Türkçe | | barbarian | (i)., (s). kaba kimse, vahşi kimse, medeniyet görmemiş bir kimse; barbar; (s). zalim; gaddar; yabancı; medeni olmayan.... |
| | devise | (f)., (i). tasarlamak, plan yapmak; akıl etmek, tertip etmek; kurmak, icat etmek; (huk). bilhassa gayri menkul mülkü v... |
| | selfmastery | i. kendini tutma, kendine hâkim olma.... |
| | promontory | i., çoğ. dağlık burun.... |
| | precarious | s. güvenilmez, istikrarsız, esassız, asılsız, kararsız, şüpheli; nazik, tehlikeli, rizikolu; (eski) başkasının keyfine... |
| | quadruplicate | f., dörtle çarpmak, dört misli artırmak; s. dört kat, dört misli; mat. dördüncü kuvvete yükselmiş; i. dört benzer şeyd... |
| | leveler | , İng. leveller i. tesviye eden kimse veya alet; toplumsal smıf farklarını ortadan kaldırmak isteyen adam.... |
| | spiral | s., i., f. (-ed, -ing veya -led, -ling) helezoni, helisel, sarmal; i. helis, helezon; tıb. spiral; f. helezon teşkil ... |
| | eighteen | (s)., (i). onsekiz; (i). onsekiz rakamı (18, XVIII). eighteenth (s)., (i). onsekizinci, onsekizde bir.... |
| | church | kilise kilise ayini herhangi bir Hıristiyan mezhebi cemaat din adamlığı dinsel örgüt church'goer kiliseye muntazam giden kimse church'man kilise azası church'warden kilise mütevellisi church'yard kilise bahçesi ve mezarlık |
|
|