 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | spoil | f. (-ed veya spoilt) bozmak, yıkmak; azdırmak, şımartmak, ahlakını bozmak; bozulmak, çürümek; azmak. spoil a joke şaka... |
| | bacchanal | (i)., (s). şarap tanrısı Baküs'e tapınan kimse; zevkine düşkün kimse; ayyaş kimse; (çoğ). Baküs şenliği, içki âlemi;... |
| | phoenix | i. anka, ölümsüzlük sembolü olarak kabul edilen ve Arabistan çöllerinde yaşadığı farzedilen çok güzel bir kuş.... |
| | intimidate | (f.) gözünü korkutmak, sindirmek, yıldırmak. intmida'tion (i.) gözdağı verme.... |
| | centralisrn | (i). merkezileştirme, santralizasyon; hükümet idaresinde merkezileştirme sistemi.... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dizge | system sistem.... |
| | ses | sound. sonic. phonic. audio. vocal. acoustic. sound. voice. noise. tone. cry. call. shout. clatter. sonance. vocal. vox.... |
| | tezat | antithesis. contrast. mutual opposition. contradiction. incompatibility.... |
| | şikayetçi | complainant.... |
| | karst | A topography formed over limestone, dolomite, or gypsum and characterized by sinkholes, caves, and underground drainage ... |
|
|
|
 |
|
 |
|