eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-break f kırmak, parçalamak; ihlâl etmek, riayet etmemek, uymamak (kanuna); bir yerini kırmak, yaralamak; bozmak, araya girmek; sona erdirmek, bitirmek; nüfuz etmek, içine girmek; iflâs ettirmek; bozdurmak (para); kaçmak, firar etmek; elek. devreyi bozmak, devreyi kapatmak; parçalanmak, kırılmak; kopmak (fırtına): kesilmek; birdenbire yön değştirmek; fırlamak; ilgisi kesilmek; sudan fırlamak (balık); top atmak, iflâs etmek. break bread yemek yemek; yiyeceği birlikte paylaşmak. break down işlemez hale gelmek; ruhen yıkılmak; kendinden geçmek; itiraf etmek; teslim olmak; yıkmak; tahlil etmek, kısımlara ayırmak; kısımlara ayrılmak. break a fall düşüşü hafifletmek. break ground inşaatın ilk kazısını yapmak; başlangıç yapmak. break a habit kötü alışkanlıktan kurtulmak. break in zorla girmek; lafa karışmak; araya girmek; alıştırmak. break into tecavüz etmek, zorla girmek. breaka journey seyahate aravermek. break the law suç işlemek, kanuna karşı gelmek. break the news haber getirmek; alıştıra alıştıra haber vermek. breakoff kırılıp ayrılmak; birdenbire durmak; ilişiğini kesmek. break open kırmak, zorla açmak. break out zuhur etmek, patlak vermek; tıb dökmek (sivilce, kızamık v.b.); (hapishane v.b.'den) firar etmek. break out in song birdenbire şarkı söylemeye başlamak. break a promise sözünden vaz geçmek. break a record rekor kırmak. break a strike grevi dağıtmak. break up dağılmak; dağıtmak; bozuşmak; (argo) kendini tutamayıp gülmek. break a will huk. vasiyetnameyi bozmak. break wind yellenmek, osurmak. break with ilgisini kesmek.
2-break kırık, çatlak, aralık, açıklık, fasıla; atılma; kaçış; ani kesiş, ani düşüş; az bir miktar, parça, kısım; k.dili fırsat, şans; k.dili gaf, pot; elek. devrenin bozulması, devrenin kapanması; cazda solo bölüm; borsada ani fiyat düşüşü; matb. paragraflar arasındaki fasıla; matb., çoğ. bir metinden bazı kısımların atlandığını gösteren noktalar(...). a bad break fena bir pot, şanssızlık. the break of day günün ağarması.
3-break through i., ask. cepheyi yarıp geçme; hamle.
4-break up i. kısılma, bozulma, dağılma, parçalanma; Kan. buzların çözülmeye başladığı zaman.
5-breakable s. kırılır.
6-breakage i. kırma, kırılma; kırılan şeylerin tutarı; ikt. kırılma payı, kırık bedeli.
7-breakdown i bozulma, durma (makina); asap bozulması, çökme; teferruatlı hesap; analiz.
8-breaker i. kırıcı şey veya kimse; sahile çarparak köpük haline gelen dalga; den. mancana, gemilerde kullanılan küçük su fıçısı.
9-breakfast i., f. kahvaltı, sabah kahvaltısı; f. kahvaltı etmek; kahvaltı çıkarmak, kahvaltı vermek.
10-breaking i. kırılma. breaking point kırılma noktası. breaking and entering huk. meskene tecavüz.
11-breakneck s. tehlikeli, kafa göz yarabilen.
12-breakwater i. dalgakıran.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
fiğEng > Tr11:35:09
goodness meEng > Tr11:30:37
goodnessEng > Tr11:30:30
goodneesEng > Tr11:30:14
clipperEng > Tr11:23:33
dry skinEng > Tr11:21:31
depleteEng > Tr11:20:48
acneEng > Tr11:20:28
irriateEng > Tr11:19:37
TURKce englishTr > Eng21:47:58
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
deface (f). resim v.b'ni bozmak, tahrif etmek, şeklini bozmak, güzelliğine halel getirmek, silmek. defacement (i). bozma, tahr...

invitation (i.) davet; davetname; çağırma, çağrı....

vl kıs. Virgin Islands....

opus i. (çoğ. opera) eser; kitap; müzik parçası, opus....

judaic,-ical s. Musevilere ait....

dental (s)., (i). dişlere veya diş hekimliğine ait ; (dilb). dişsel; (i). (t, d gibi) dişsel ünsuz. dental arch diş kavsi. dent...

conversable (s). hakkında konuşulabilir; sohbeti tatlı....

amount (i). meblâğ, miktar, yekun, tutar; faizle beraber anaparanın yekunu; hulasa. amount brought forward (tic). nakli ye...

aim (i). maksat, emel, niyet, amaç, gaye; nişan alma; hedef yönü; nişan tahtası, hedef. aimless (s). gayesiz, hedefsiz, ...

prink gösteriş için süslenmek

TürkçeEnglish
sigorta poliçesi insurance policy. policy of assurance / insurance. attachment. documentary bill. insurance certificate. policy of insura...

cam A mechanical device for converting one kind of motion to another, usually rotary to linear The main application for cams...

dip To enter slightly or cursorily; to engage one's self desultorily or by the way; to partake limitedly; followed by in or ...

lot The quantity of microelectronic devices built at the same time It is typical for an ASIC lot to consist of all parts bui...

ibra International Bee Research Association....

haram The Holy Precinct of Mekka....

İskoç Scots....

mandolin A small and beautifully shaped instrument resembling the lute. a stringed instrument related to the lute, usually played...

alkışlama acclamation....

bulaşıcı catching communicable contagious infectious