eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

Türkçe English
1-boru pipe. tube. trumpet. horn. clarion. conduit. drain. duct. trump.
2-boru bore. clarion. duct. flue. horn. pipe. trumpet. tube. tubing. bugle.
3-boru conduit. horn. pipe. trumpet. tube. bugle. cane. spout. orifice. flue. duct. beak. cornet. nose. nozzle. penstock. blare. funnel. trump.
4-boru hattı pipeline.
5-boru mengenesi pipe clamp.
6-boru kelepçesi pipe clip.
7-boru hattı pipeline.
8-boru çiçeği trumpet flower.
9-boru bileziği pipe flange.



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
referrerEng > Tr21:52:00
referredEng > Tr21:51:40
şöçEng > Tr21:00:18
yerliTr > Eng14:24:41
yerliEng > Tr14:24:33
kızılderiliTr > Eng14:23:40
kızılderiliEng > Tr14:23:00
I wroteEng > Tr11:55:16
dravEng > Tr12:05:47
terezEng > Tr22:12:05
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
pussyfoot f., i. kedi gibi sessizce yürümek; kendi fikrini belirtmemek; i. fikrini belirtmeyen kimse....

copy (i). kopya, suret, nüsha, numune, örnek; müsvedde; asıl; (gazet). metin, yazı. copybook (i). yazı defteri, not defteri....

mrs i. Bayan (evli kadının soyadından önce kullanılır) ....

tickle f., i. gıcıklamak, gıdıklamak; k.dili. eğlendirmek, memnun etmek; hafif hafif dokunmak; gıdıklanmak; i. gıdıklama, ...

particularize f. ayrı ayrı söylemek veya göz önünde bulundurmak; ayrıntıları ile anlatmak, isim zikretmek, şahıslar üzerinde durmak. ...

waylay f. yolunu kesmek; pusuya yatmak....

unused s. kullanllmamlş. unused to -e alışok olmayan....

faucet (i). musluk....

quartersaw f. (bir kütüğü) uzunlamasına dörde biçmek....

proximal anat yakınsal uzvun bağlanma noktasına yakın

TürkçeEnglish
bakmak front on to. have a frontage on. look. look at. set eyes on. take a gander. give a look. look upon. see. take a look. ta...

duyu sensation. sense....

defa time. turn. instance....

şarküteri delicatessen....

düzlük flatness. smoothness. levelness. evenness. plainness. flat. level place. plain. tabeland. table. level area. plane fille...

sözcük word. dele....

çizgili stripy. lined. ruled. striped....

salaş down at heels. out at heels....

kaygılı apprehensive. concerned. fearful. fraught. solicitous. worried. anxious....

normal line drawn perpendicular to line or surface