eniyisozluk.com

ç ğ ı ö ş ü

Sonuçlar

English Türkçe
1-blow i. darbe, vuruş; hamle, saldırı; ani gelen bela, felaket; rüzgar, şiddetli esinti; k.dili övünme, yüksekten atma. at one blow bir hamlede. come to blows kavgaya tutuşmak.
2-blow f. esmek; üflemek; rüzgara kapılmak, rüzgarla sürüklenmek; çalmak, çalınmak, ses vermek; solumak, nefes nefese kalmak; k.dili övünmek, yüksekten atmak; A.B.D., (argo) ayrılmak, defolmak; üfleyerek itmek;(cama) üfleyerek şekil vermek;(atı) yorgunluktan çatlatmak; (sinek) ette yumurtlamak; A.B.D., (argo) bol bol harcamak, çarçur etmek. blow a fuse sigorta atmak; (argo) tepesi atmak .blow great guns fırtına halinde esmek (rüzgar) blow hot and cold k.dili kararsız olmak, duraksamak. blow in k.dili ansızın gelmek, düşmek; mad. yakmak (ocak) blow off istim salıvermek; (argo) hiddetle parlamak. blow out üfleyip söndürmek; patlamak (lastiği); dinmek (fırtına); atmak (sigorta); üfleyip pisliğini çıkarmak. blow over dinmek (fırtına); unutulmak, geçmek. blow up şişirmek; havaya uçurtmak, patlatmak; foto. buyütmek, agrandisman yapmak; patlamak, infilak etmek; patlak vermek (fırtına); k.dili çok kızmak, parlamak, tepesi atmak. blow one's own horn argo övünmek, kendini methetmek. blow one's stack (argo) kendinden geçmek. I'll be blowed! k.dili Hayret!
3-blowback i. top atışında arkaya gelen gazlar.
4-blowby i. oto dirsekli kol mahfazasından geçen egzoz gazları; bu gazları arkaya iten tertibat.
5-blower i. üfleyici şey veya kimse; havalandırma tertibatı.
6-blowfly i tırtılları leşte veya canlı hayvanda büyüyen bir kaç sinekten biri.
7-blowgun i. üfleyerek içinden küçük ok atılan uzun boru.
8-blowhard i., A.BD., (argo) palavracı kimse, kendini beğenmiş kimse.
9-blowhole i. hava deliği.
10-blown s. şişmiş; soluğu kesilmiş, nefes nefese olan; içine sürfe bırakılmış; üflemek suretiyle meydana getirilmiş.
11-blowout i. patlama (lastik); (argo) eğlenti.
12-blowpipe i. üfleme borusu, üfleç, kamışçık.
13-blowtorch i. lehim lambası, benzinli kaynak lambası, pompa.
14-blowup i. infilak, patlama; k.dili hiddetten kendinden geçme; kavga; büyütülmüş resim.
15-blowy s. rüzgarlı.
16-blowzy s. bakımsız, karışık (saç v.b.); kırmızı yüzlü (kadın).



  Son aradıklarım / My last searchs
  Son arananlar / Last searchs
özellikleTr > Eng12:36:07
duygusallıkTr > Eng12:27:30
şüğEng > Tr16:44:50
ALİŞEng > Tr16:44:07
ğıöüçğıöşEng > Tr16:43:00
skullcapEng > Tr15:32:56
force majorEng > Tr12:50:24
forcemajorEng > Tr12:50:16
paskalEng > Tr12:33:59
ilginçTr > Eng02:16:51
  En çok arananlar / Hit searchs
barışmak istiyorumTr >> Eng1
barışmak istiyorumEng >> Tr1
LOVEEng >> Tr1
I LOVE YOUEng >> Tr1
youEng >> Tr1
senTr >> Eng1
theEng >> Tr1
mantarTr >> Eng1
mankeyEng >> Tr1
ballEng >> Tr1



English Türkçe
lopsided s. bir tarafa meyilli; orantısız....

ulent (sonek) ile dolu....

sculpsit Lat. heykelde, imzanın yanında yapan'' anlamnıdaki kelime, kıs. sc., sculp....

beech (i). kayın ağacı, (bot). Fagus sylvatica, akgürgen (kereste) .beechen (s). kayın gibi; akgürgenden yapılmış....

neuter s., i., gram. cinssiz; gram. geçişsiz (fiil); biyol. cinsiyetsiz; i. cinsiyet belirtmeyen kelime; iğdiş edilmiş hayvan...

catafalque (i). katafalk....

pawn i. rehin, rehine; rehine koyma. in pawn rehinde pawn broker rehinle ödünç para veren kimse, tefeci. pawn shop tefeci dü...

traditional s. geleneksel, ananevi. traditionalism i. ananeye bağlılık, gelenekçilik. traditionally z. geleneksel olarak, gelenekl...

cincture (i)., (f). kemer kuşak; çevre hududu; (f). etrafını çevirmek, ihata etmek, kuşak dolamak....

faldstool kilisede diz çökmek için kullanılan alçak tabure

TürkçeEnglish
mutlak sıfır kelvin....

radon A heavy radioactive gas given off by rocks containing radium Rn-222 is the main isotope....

as See: Autonomous System....

puantör time clock....

miyar gage. standard. module. modulus. measure scale. tester. gauge. criterion. caliber. index. canon. reagent....

rom Read Only Memory; a special type of memory used to store programs that start a computer and do diagnostics Data stored i...

kırlangıç balığı red gurnard....

akıllı smart. clever. intelligent. brainy. wise. reasonable. well-advised. all there. astute. cute. knowing. knowledgeable. lon...

Kongo the Bantu language spoken by the Kongo people living in the tropical forests of Zaire and Congo and Angola....

dinleyici listener hearer member of the audience