| English | Türkçe | | unearned | s.çalışarak kazanılmamış; hak edilmemiş.unearned increment huk. kendi emeği ile kazanılmamış kıymet artışı.... |
| | instant | i. an, dakika, lahza. at this instant bu anda. the instant I came ben gelir gelmez.... |
| | audio-visual | (i)., (s). kulak ve göze aynı anda hitap eden sistem, öğretimde kullanılan yardımcı araç; (s). kitaptan başka ögre... |
| | dial | (i)., (f). (ed veya led, ing veya ling) kadran, saat minesi; (telefonda) kadran, üzerinde rakamların yazılı olduğu dai... |
| | yellow | s.,i.,f. sarı renkli; rengi sararmış; k.dili. korkak, alçak, namussuz; heyacan yaratan (gazete); kıskanç; i. sarı boya, ... |
| | husband | i., f. koca, zevç; f. idare etmek; idareli kullanmak.... |
| | woe | i., (ünlem) keder, elem, acı, teessür, üzüntü; felaket; (ünlem)Vah vah! Eyvah!... |
| | tauto | (önek) aynı; tekrar .... |
| | legalize | f. meşru kılmak, kanuniyet vermek, kanuna uygun kılmak. legaliza'tion i. tasdik, kanuni kılma.... |
| | warden | bekçi muhafız hapishane müdürü İng kolej müdürü kilise bina veya emlakini muhafaza eden memur |
|
|