| English | Türkçe | | apartment | (i). apartman dairesi. apartment house apartman.... |
| | mouthy | s. ağzı kalabalık, geveze, lafazan. mouthily z. gevezelikle. mouthiness i. gevezelik.... |
| | shame | (i.), (f.) utanç, ar, hayâ, hicap; ayıp, utanacak şey, rezalet, münasebetsiz şey, yakışık almayan şey; (f.) utandırmak,... |
| | grant | (f.), (i.) ihsan etmek, bahşetmek, vermek; bağışlamak, ferağ etmek, terketmek; teslim etmek; tasdik etmek, kabul etmek,... |
| | excelsior | (i.) talaş, ince yonga.... |
| | heath | (i). kır, çalılık, fundalık; funda, süpürge çalısı, süpürgeotu, (bot). Erica black heath kara süpürgeotu, (bot). Erica ... |
| | job | i. Eyüp; Eski Ahdin Eyüp kitabı. Job's comforter sözde teselli etmeye çalışarak birisinin kalbini kıran kimse.... |
| | applicable | (s). uygulanabilir , tatbik edilebilir; uygun, münasip. applicabil'ity (i). uygulanabilme, tatbik edilebilme.... |
| | ceruse | (i). üstübeç.4... |
| | preconcert | önceden kararlaştırmak preconcertedly önceden kararlaştırılmış bir şekilde |
|
|