| English | Türkçe | | salicin | i., kim. söğüt ve kavak ağaçlarının kabuk ve yapraklarından çıkarılan ve ilâç olarak kullanılan bir tuz.... |
| | in | edat içinde, içine, dahilinde, de, da; giymiş, süslenmiş, örtülü; (belirli bir renk, model veya kumaştan) yapılmış; dü... |
| | catastrophe | (i). afet, felâket; felâketle sonuçlanan olay; tiyatro dönüm noktası; sonuç; (jeol). yeryüzü kabuğunda meydana gelen şi... |
| | peevish | s. titiz, huysuz, ters, aksi, hırçın. peevishly z. huysuzca, hırçınlıkla. peevishness i. huysuzluk, aksilik, hırçınlık.... |
| | acromion | (i)., (anat). akromyon, omuz çıkıntısı.... |
| | hail | (i.), (f.) dolu; dolu gibi yağan şey; (f.) dolu halinde yağmak veya yağdırmak; hızlı ve şiddetli gelmek (söz, yumruk). ... |
| | ecumenical | (s). evrensel; kiliselerin birleşmesine ait; bütün Hıristiyanlarca kabul edilen.... |
| | turco | i. Cezayir'de eski Fransız ordusunda piyade eri.... |
| | paring | i. kabuğunu soyma; soyulmuş kabuk parçası. paring knife patates soyacak bıçak paring machine kabuk soyma makinası.... |
| | forefather | ata cet |
|
|