 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | eye | (f). bakmak, süzmek; delmek. eye narrowly dikkatle süzmek.... |
| | catacomb | (i)., (gen). (çoğ). yeraltında inşa edilmiş koridorları ve odaları olan mezarlık.... |
| | generalization | i. genelleştirme, umumileştirme, genellik, umumilik, hepsini bir tutma, genel sonuç çıkarma.... |
| | proptosis | i., tıb. bir organın öne veya aşağı doğru düşüklüğü.... |
| | haunt | (f.), (i.) sık sık uğramak (gen hort lak veya ruhların yaptığı gibi); usandırmak, taciz etmek; akıldan çıkmamak; sık s... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | mor | layer of organic matter that develops beneath conifer forest communities and is associated with Bly acidic soils.... |
| | yünlü post | fleece.... |
| | hükümdar | potentate. ruler. sovereign. monarch.... |
| | atanmak | to be appointed tayin olmak.... |
| | salsa | This is a favored name for a type of Latin music which, for the most part, has its roots in Cuban culture and is enhance... |
|
|
|
 |
|
 |
|