 |
|
 |
| |
| İngilizce | Türkçe | | mine | i. maden, maden ocağı; lağım; hazine, memba; ask. mayın, sabit torpil. mine detector mayın detektörü.... |
| | jointure | i., f., huk. bir kadına kocası tarafından ve kocanın ölümünden sonra kalmak şartıyle bağlanan gelir; f. böyle gelir ba... |
| | peep | f., i. kapı aralığından gizlice bakmak, gözetlemek, slang. dikizlemek, röntgencilik etmek; aşılmak (çiçek); i. kaçamak b... |
| | earth (2) | (f) inine kaçırmak (tilki); inine kaçmak; (elek.) toprağa bağlamak.... |
| | indenture | i., f. sözleşme kâğıdı, resmi senet, bilhassa hizmetçi veya uşakla yapılan onaylı sözleşme; f. kontrat veya senetle ba... |
|
|
|
 |
|
 |
|
|
 |
|
 |
| |
| Türkçe | İngilizce | | dost | forthcoming. friend. ally. pal. fellow. lover. associate. bean. bedfellow. brother. comrade. connection. connexion. cron... |
| | gizlemek | hide. to hide. to conceal. belie. blot out. bury. camouflage. cloak. cover. disguise. draw a veil over. enshroud. hold b... |
| | cumhurbaşkanı | president.... |
| | oval | The shape that describes a bottle that has an elliptical cross-section perpendicular to the major axis.... |
| | testi | jug. pitcher. crock. earthenware jug.... |
|
|
|
 |
|
 |
|